Lefkoşa, CY
31°C
6.2 m/s
20%

“Kıbrıs yaklaşımı”: ada neden genel Avrupa ruh halinden giderek daha fazla uzaklaşıyor

09.05.2026 / 08:22
Haber Kategorisi

Kıbrıs “başka bir Avrupa” haline geliyor

2026 baharına ait yeni Eurobarometre anketi şunu gösterdi: Kıbrıs, Avrupa Birliği içinde kendi siyasi ve sosyal yörüngesinde giderek daha belirgin bir şekilde ilerliyor. Brüksel güvenlik meselelerine, Ukrayna'ya desteğe ve Avrupa dayanışmasını güçlendirmeye odaklanırken, Kıbrıs toplumu başka şeylerden bahsediyor; fiyat artışları, konut, göç ve Orta Doğu'daki riskler.

Araştırma 12 Mart - 1 Nisan 2026 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Kıbrıs'ta, 26.415 AB vatandaşından oluşan Avrupa genelindeki örneklem kapsamında 506 kişiyle anket yapıldı.

Adada “Kıbrıs yaklaşımı” olarak adlandırılabilecek bir şey şekilleniyor: ekonomik kaygı, AB'ye karşı pragmatik bir tutum ve dış politika çatışmalarından temkinli bir şekilde uzak durmanın birleşimi. Kıbrıs her ne kadar Avrupa projesinin bir parçası olmaya devam etse de, toplumsal ruh hali Brüksel'in hakim çizgisiyle giderek daha az örtüşüyor.


Ekonomik karamsarlık: devlete inanılmıyor, kendilerine — şimdilik evet

Araştırmanın ana sonucu ekonomik karamsarlıktaki keskin artış. Kıbrıslıların yarısından fazlası (%53), ülke ekonomisinin durumunu olumsuz değerlendiriyor. Durumu olumlu karşılayanların oranı ise sadece %46. Karşılaştırma yapmak gerekirse: AB genelinde ortalama olarak bölge sakinlerinin %60'ı kendi ülke ekonomilerini olumlu, %38'i ise olumsuz değerlendiriyor.

Geleceğe dair beklentiler daha da endişe verici görünüyor. Kıbrıslıların %51'i halihazırda ülkedeki ekonomik durumun bir yıl içinde kötüleşeceğine inanıyor. Bu, 2025 sonbaharına göre bir anda 23 puanlık bir artış anlamına geliyor. Sadece %11'lik bir kesim iyileşme bekliyor.

Avrupa için bu endişe verici bir sinyal olsa da benzersiz değil. Enflasyonun ve uzun süreli istikrarsızlığın sonuçlarının toplum üzerinde baskı oluşturmaya devam ettiği Yunanistan, İtalya ve İspanya'da da bugün benzer ruh halleri gözlemleniyor. Ancak Kıbrıs'ta karamsarlık özellikle belirgin çıktı.

Aynı zamanda Güney Avrupa toplumlarına özgü bir paradoks ortaya çıkıyor: insanlar ülke ekonomisine inanmıyorlar ancak kendi durumlarını nispeten sakin değerlendiriyorlar. Nitekim Kıbrıslıların %75'i hanelerinin mali durumunu olumlu buluyor ve %60'ı mesleki durumlarının önümüzdeki yıl istikrarlı kalacağından emin.

Bu, “Kıbrıs yaklaşımı”nın önemli bir özelliğidir. Devletin ana istikrar garantörü olarak görüldüğü Kuzey Avrupa'nın aksine, Kıbrıs'ta insanlar hala ailelerine, kişisel bağlantılarına ve krizlere uyum sağlama yeteneklerine daha fazla güveniyor.


Konut yeni bir siyasi sorun haline geliyor

Daha birkaç yıl öncesine kadar konut meselesi Avrupa siyasetinde nadiren merkezi bir yer tutuyordu. Şimdi durum değişiyor ve Kıbrıs, bu sorunun özellikle şiddetli hissedildiği ülkeler arasında yer alıyor.

Ankete göre Kıbrıslıların %21'i konut sorununu ülkenin ana sorunlarından biri olarak nitelendiriyor. Aynı zamanda %30'u, konut erişilebilirliğini AB politikasının öncelikli bir alanı olarak görüyor; bu da %16 olan Avrupa ortalamasının neredeyse iki katı.

Nedenleri açık: emlak fiyatlarındaki artış, ada topraklarının sınırlı olması, yabancı sermaye akışı, kısa süreli kiralama hizmetlerinin gelişmesi ve göç baskısı.

Portekiz, İspanya ve İrlanda'da da benzer bir durum yaşanıyor. Lizbon, Barselona ve Dublin'de konut meselesi şimdiden siyasi hoşnutsuzluğun ana faktörlerinden biri haline geldi. Ancak Kıbrıs'ta bu konu, genel ekonomik istikrarsızlık hissiyle daha da güçleniyor.


Güven krizi: vatandaşların neredeyse dörtte üçü parlamentoya güvenmiyor

Anket bir başka kalıcı eğilimi daha kaydediyor; iktidar kurumlarına duyulan derin güven krizi.

Kıbrıslıların sadece %31'i hükümete güveniyor. Parlamentoya güvenenlerin oranı ise sadece %22. Aynı zamanda vatandaşların %74'ü yasama organına duydukları güvensizliği açıkça ifade ediyor.

Bu, daha geniş bir Avrupa eğiliminin parçasıdır. Fransa'da emeklilik reformu etrafındaki siyasi krizlerin ardından iktidara yönelik öfke arttı. Almanya'da göç sorunları ve ekonomik gerileme zemininde protesto partilerine verilen destek büyüyor. Bulgaristan ve Slovakya'da elitlere duyulan güvensizlik uzun süredir kronikleşmiş durumda.

Ancak Kıbrıs başka bir noktada farklılaşıyor: Burada güven krizi Avrupa kurumlarına da sıçrıyor. Kıbrıslıların sadece %39'u Avrupa Birliği'ne güvenirken, %54'ü güvensizlik beyan ediyor. Her ne kadar bu oran 2025 sonbaharına göre dört puan daha iyi olsa da.

“Kıbrıs yaklaşımı”nın özelliği burada ortaya çıkıyor: AB, ortak bir siyasi kimlik projesinden ziyade daha çok finans, güvenlik ve siyasi destek kaynağı olan yararlı bir mekanizma olarak algılanıyor.


Avrupa kimliği olmayan bir Avrupa

En açıklayıcı sonuçlar Kıbrıslıların kendi kimliklerini tanımlamalarıyla ilgili.

Vatandaşların %92'si kendi şehirlerine veya köylerine, %95'i ise kendi ülkelerine güçlü bir bağlılık duyuyor. Ancak sadece %52'si Avrupa Birliği ile bir bağ hissediyor ve sadece %45'i daha geniş bir kavram olarak Avrupa ile bağ kuruyor.

Brüksel için bu semptomatik bir durum. Son on yıllarda aktif olarak teşvik edilen Avrupa genelindeki kimlik fikri, ulusal ve yerel önceliklerin geri dönüşüyle giderek daha fazla karşı karşıya kalıyor.

Belçika, Lüksemburg veya Hollanda'da Avrupa kimliği uzun zamandır toplumsal normun bir parçasıyken, Kıbrıs bu anlamda Polonya, Macaristan veya Çek Cumhuriyeti'ne daha yakın.

Bununla birlikte AB'nin kendisine yönelik tutum belirsizliğini koruyor. Düşük güven seviyesine rağmen, Kıbrıslıların %36'sı Avrupa Birliği hakkında olumlu bir imaja sahip; bu da Avrupa ortalamasından dokuz puan daha yüksek. Ayrıca vatandaşların %57'si AB'nin geleceği konusunda iyimser.

“Kıbrıs yaklaşımı” şu formülle tanımlanabilir: duygusal birlik olmadan entegrasyon. AB'ye ihtiyaç var ancak tek bir Avrupa siyasi ulusuna ait olma hissi zayıf kalıyor.


Orta Doğu Ukrayna'dan daha önemli

Kıbrıs'ın çoğu AB ülkesinden en belirgin farklarından biri tehdit algısıdır.

Kıbrıslıların %30'u Orta Doğu'daki çatışmayı ülkenin ana sorunlarından biri olarak görüyor. Bu, vatandaşların %36'sını endişelendiren fiyat artışları ve yaşam maliyetinden sonraki ikinci göstergedir.

AB düzeyinde durum farklı görünüyor. Birlik genelinde ortalama olarak Orta Doğu da ana dış politika sorunu olarak görülüyor (%35), ancak Rusya'nın Ukrayna'yı işgali %27 ile ikinci sırada, göç ise %26 ile üçüncü sırada yer alıyor.

Kıbrıs'ta Ukrayna konusu daha az keskin algılanıyor. Bu durum coğrafya ile açıklanıyor. Ada; bölgesel istikrarsızlık bölgesine, göç rotalarına ve Doğu Akdeniz'in kilit noktalarına yakın konumda. Kıbrıslılar için bölgedeki krizler soyut bir uluslararası politika değil, kendi güvenliklerinin doğrudan bir faktörüdür.

Bu bakımdan Kıbrıs; Polonya veya Baltık ülkelerinden ziyade Yunanistan ve İtalya'ya daha yakın. Güney Avrupa, güvenliğe giderek daha fazla göç, Orta Doğu istikrarsızlığı ve Akdeniz sınırları üzerindeki baskı merceğinden bakıyor.


Ukrayna: askeri katılım olmadan insani destek

Kıbrıs ile Avrupa genelindeki çizgi arasındaki en ciddi ayrışma Ukrayna ile ilgili.

Kıbrıslıların çoğunluğu (%77) Ukraynalı mültecilerin kabulünü destekliyor. Diğer %70'lik kesim ise Kiev'e ekonomik ve insani yardımı onaylıyor.

Ancak konu Rusya'ya yönelik yaptırımlar veya Ukrayna'ya silah sevkiyatı olduğunda ruh hali aniden değişiyor.

Rusya'ya yönelik ekonomik yaptırımları Kıbrıslıların sadece %30'u desteklerken, AB ortalaması %70. Ada sakinlerinin %62'si yaptırımlara karşı çıkarken, AB'de bu oran sadece %23.

Askeri yardım sorusu daha da çarpıcı. Ukrayna'ya silah sevkiyatının finansmanını Kıbrıslıların sadece %18'i destekliyor. Karşı olanların oranı ise %78. Karşılaştırma yapmak gerekirse: Avrupa Birliği genelinde vatandaşların %56'sı Kiev'e askeri desteği onaylarken, %39'u buna karşı çıkıyor.

Ukrayna'nın AB'ye katılım perspektifi bile Kıbrıs'ta çok daha temkinli karşılanıyor: AB ortalamasındaki %56'ya karşı Kıbrıs'ta vatandaşların %41'i bunu destekliyor.

Karşılaştırma için: Polonya, Finlandiya, İsveç ve Baltık ülkelerinde askeri destek kendi güvenlik meselesi olarak algılanıyor. Orada Rus tehdidi doğrudan ve uzun vadeli olarak görülüyor.

Kıbrıs'ta mantık farklıdır. Burada müdahil olmama, temkinli olma ve jeopolitik riskleri en aza indirme talebi daha güçlü.


Dijital kaygı: platformlara da güvenilmiyor

Kıbrıs'taki güvensizlik sadece siyasetle sınırlı değil. Vatandaşların yarısından fazlası (%53), büyük çevrimiçi platformların yasa dışı ve zararlı içeriği kaldırmada yeterince etkili olmadığını düşünüyor. Diğer %45'lik kesim ise dijital platformların kullanıcıları korumak için yeterince çaba göstermediğine inanıyor.

Benzer ruh halleri; öncelikle dijital güvenlik meselelerinin devlet politikasının bir parçası haline geldiği Almanya ve Fransa gibi en büyük AB ülkelerinde de güçleniyor.

Ancak Kıbrıs'ta bu kaygı, parlamentodan teknoloji platformlarına kadar hemen hemen tüm büyük kurumlara duyulan güven krizi gibi daha geniş bir toplumsal arka plana uyuyor.


Avrupa farklı modellerin birliği haline geliyor

Eurobarometer anketi, AB içinde sadece siyasi değil, psikolojik parçalanmanın da arttığını gösteriyor.

“Kıbrıs yaklaşımı” sadece bir ada devletinin özelliği değildir. Bu, Avrupa'nın farklı bölgelerinin güvenliği, ekonomiyi, dayanışmayı ve AB'nin rolünü farklı şekilde anlamaya başladığı daha geniş bir sürecin yansımasıdır.

Kuzey ve Doğu Avrupa için gündemin merkezinde Ukrayna ve askeri güvenlik kalmaya devam ediyor. Güney ülkeleri için ise yaşam maliyeti, konut, göç ve Akdeniz'in istikrarsızlığı ön planda.

Kıbrıs, bu uçurumun en belirgin şekilde ortaya çıktığı noktalardan biri oldu. İşte bu nedenle mevcut anketin sonuçları sadece adanın kendisi için değil, aynı zamanda 2020'lerin ortasında Avrupa'nın nasıl bir yer haline geldiğini anlamak için de önemlidir.

Yalnızca kayıtlı kullanıcılar yorum bırakabilir. Yorum yapmak,hesabınıza giriş yapın veya yeni bir tane oluşturun →